Proje Ebeveynliği vs Sürdürülebilir Ebeveynlik
Giderek yükselen proje dili ve edebiyatı pek çoğumuzu pozisyon almaya, üstümüze başımıza çekidüzen vermeye zorluyor. Yetenek ve yaratıcılık arzusu, "inovasyon spor" sponsorluğunda yeni gezegen keşfine başladı bile, öyle sanıyorum ki bulmaları çok yakın(!) Gelgelelim serbest çağrışım bir renk, dimağımız fırça. Son zamanlarda yükselen inovasyon terminolojileri kapsamında-kendi proje(oyun) saham içerisinde- sıklıkla karşılaştığım bir konudan bahsetmek istiyorum size...
"Aslında ben çiçek kursuna gitmesini istiyordum, annesi/babası böcek kursuna..." minvalinde; ebeveynlerin sıklıkla söylem geliştirdiklerini ve bu söylemlerin temelinde arzu ürettiklerini (bkz. iyi çocuk yetiştirmek), çocuğun oynadığı "nesne" rolünü önemsemeksizin bu isteklerini günbegün çocuklar ile temasa geçirdiklerini gözlemliyorum. Çocuğu "birey" olmaktan hızlıca uzaklaştıran arzu tayinciliği, onların yet(iş)kin hayatta hangi rollere bürüneceğini müjdeler hale geliyor.
Çocukken gittiğimiz mekanlarda "o bir şey içmez" diyen ebeveynlerimiz bir bağlamda kendimiz ile ilgili söz üretme potansiyelimizi soldurmadı mı? Geleneksel Anadolu ebeveynliğinde "maddi" gerekçelerle, bir başka yetişkine "mahcup" olmamak adına çocuktan önce söz söyleme refleksi, çocuğun aklına/hayaline güvenmemek çoğunlukla. Orta sınıfa mensup ebeveynlik kodlarında ise çocuğa sonsuz tercih alanı sunmak, ebeveynlerin gerçekleşmemiş çocukluk fantezileri kapsamında, enerji salınımı haline dönüşmüş durumda.
Çocukları proje çalışması, kendimizi mühendis olarak gördüğümüz sürece kendiliğinden ve akışkan ilişki dinamiklerini sadece ümit etmek bile uzak bir geleceğe kalıyor...



Yorumlar
Yorum Gönder