Erken Çocukluk Dönemi Arzuları Üzerine
Erken çocukluk dönemi insan hayatının belki de en karanlıkta kaldığı, çaresiz olduğu yer. Çocuğun, gündeliğin “iyi”liğini tek başına değerlendirmesinin güç olduğu, düstur geliştirmeye kalkıştığı yerde yetişkin maruziyetine intikal ederek hayal kırıklıkları ile buluştuğu, bir hal’lenmeler kampı aynı zamanda.
Oracıkta dalgalanma seyretmeye görsün, çocuğun kendiliğinin tutulup fırlatıldığı bu sürekli göç merkezi; nihayet hayallerin de duygular gibi kırılmışlığının, sembolik bayrağını sallar. Çocuğun hayal kurduğu oyunbaz dünya, yetişkin olanaklarına tutunur. Bağımsızlık ve özgürlük tıpkı totaliter rejimlerde alternatif olanaklar aramak kadar “öteki”nin dolayımına bağlıdır. Akışın akıntısı, yetişkinin bakışına mühürlenmiştir…
Çocuğu hayali peşinden koşturan “haz”la, yetişkinin edebilme potansiyelinin tokuştuğu “gerçeklik” ancak çelişki zemininde buluşabilir. Ne var ki çelişki yaşamın içinde yetişkin hayatında da, en az çocuğunki kadar vardır. Önemli bir farkla: “gerçek”, çocuk için fark edilebilir bir zeminde henüz yer almadığından; -konsültasyona mukabilken- yetişkin için çoktan sınanmıştır. Deneyimsel fark, çocuğun gücünü zayıflatmıştır. Giderek güçten düşen çocuk, hayalinin demirlerini yetişkinin varlığına atarak, gerçeğe bağlı varlık alanını, ‘mecburiyeten’ yaratmak durumunda kalmıştır…
Hayal varsa kırıklık da olacaktır, çocuğun hayalinden vazgeçmesini, onu değiştirmesini beklemek; bu karanlık dönemde elinden belki de en “özellik”li enstrümanı (ç)almak demektir…
#çelişki #oyun #haz #gerçeklik #hayalkırıklığı


Yorumlar
Yorum Gönder